
Bütün Bunların İçinde Ben Neredeyim?
- Hande Kartal

- 8 Haz
- 2 dakikada okunur
Bazı insanlar hayatı sadece yaşar. Bazıları ise bir noktadan sonra yaşam biçimini incelemeye başlar. Ben uzun zamandır ikinci taraftayım.
Kendimi yıllardır gözlemliyorum. Sadece ne yaptığımı değil; neden yaptığımı, hangi anlarda kendimden uzaklaştığımı, hangi kararların beni büyüttüğünü, hangilerinin sadece beni hayatta tuttuğunu anlamaya çalışıyorum. Çünkü zamanla şunu fark ettim: İnsan bazen yorulduğu için değil, kendisiyle bağlantısını kaybettiği için tükeniyor.
Modern dünya bunun üzerini çok iyi örtüyor. Daha çok çalışmamızı, daha hızlı olmamızı, daha görünür, daha güçlü ve daha motive görünmemizi istiyor. Fakat bütün bunların içinde insanın kendisine sorması gereken asıl soru çoğu zaman geride kalıyor: “Bütün bunların içinde ben gerçekten neredeyim?”
Benim uzun zamandır ilgilendiğim yer tam olarak burası: insanın kendisiyle kurduğu ilişki. Çünkü dışarıdan bakıldığında başarılı görünen birçok hayatın içinde kararsızlık, otomatikleşmiş alışkanlıklar, ertelenmiş duygular, sürekli meşguliyet hâli ve sessiz bir yön kaybı olabiliyor.
Bunu önce kendi hayatımda fark ettim. Bazı dönemler çok güçlü görünürken aslında ne kadar yorgun olduğumu, bazı hedeflere ulaşırken neden tatmin hissetmediğimi, bazı ortamlarda neden enerjimin küçüldüğünü, bazı kararları neden sürekli ertelediğimi uzun uzun izledim.
Kolay değildi. Çünkü insanın kendine gerçekten bakabilmesi, dış dünyaya bakabilmesinden çok daha fazla cesaret istiyor. Bazen durmak gerekiyor. Sadece fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da durmak. O otomatik akışın dışına çıkıp kendine “Ben neyin içindeyim?” diye sorabilmek gerekiyor.
Daha da zor olanı, verdiğin cevabın sorumluluğunu almak. Çünkü farkındalık tek başına hayat değiştirmiyor. Aksiyon almayan hiçbir farkındalık dönüşüme dönüşmüyor. Sanırım bugünlerde en net gördüğüm şeylerden biri bu.
İnsan kendini tanımadan doğru karar veremiyor. Kendini yönetmeden performansını sürdüremiyor. Kendi iç sesini duymadan da gerçekten özgürleşemiyor. Bu yüzden uzun zamandır kendi hayatımda bazı içsel disiplinler kuruyorum: durmak, gözlemlemek, ayırmak, sorgulamak, karar vermek ve tekrar başlamak.
Bu yolculuk bazen geri düşmeyi, bazen yeniden yapılanmayı, bazen de her şeyi çözdüğünü sanırken aslında sadece yeni bir katmana geldiğini fark etmeyi içeriyor. Çünkü bu yolculuk doğrusal değil. Sanırım en büyük yanılgımız da bu: Bir gün tamamen “olmuş” bir versiyonumuza ulaşacağımızı sanıyoruz.
Oysa mesele kusursuz bir versiyona dönüşmek değil. Mesele, kendinle daha dürüst, daha uyanık ve daha bilinçli bir ilişki kurabilmek.
Ben hâlâ yolculuktayım. Belki de bu yüzden anlattığım hiçbir şeye “nihai cevap” gibi yaklaşmıyorum. Çünkü hayat sürekli değişiyor, insan sürekli değişiyor. Kimlik dediğimiz şey bile aslında yaşayan bir yapı.
Ama bugün geriye dönüp baktığımda şunu net söyleyebilirim: Kendi iç dünyasını gözlemlemeyi öğrenen bir insanın hayatla kurduğu ilişki değişiyor. Ve bazen bütün dönüşüm, kendine ilk kez gerçekten bakabilmekle başlıyor.
Hande Kartal



Yorumlar