top of page

Bırak Yapsınlar


Kontrol etmeye çalıştığın her şey, bir süre sonra seni kontrol etmeye başlar. Bunu fark etmek kolay değildir; çünkü çoğu zaman kontrol etmeyi sorumluluk almak, önemsemek ya da bir şeyleri yoluna koymaya çalışmak zannederiz. Oysa arada çok ince ama çok belirleyici bir çizgi vardır.


Başkalarının ne düşündüğünü, ne hissettiğini, nasıl davrandığını ya da bizi nasıl gördüğünü kontrol etmeye çalışmak, insanın enerjisini en çok tüketen yerlerden biridir. Çünkü bu alanların hiçbiri tamamen bizim kontrolümüzde değildir. Birinin ne zaman anlayacağını, neye nasıl tepki vereceğini, bizim niyetimizi hangi yerden okuyacağını ya da hayatındaki davranışlarını nasıl şekillendireceğini biz belirleyemeyiz.


Ama bunu zihnimizde belirlemeye çalışırız. Sürekli düşünürüz, analiz ederiz, ihtimalleri hesaplarız, senaryolar kurarız. Bir noktadan sonra artık dışarıdaki kişiyi ya da olayı değil, kendi içimizde büyüyen stresi yönetmeye çalışır hale geliriz. İşte kontrol sarmalı tam da burada başlar.


Daha çok kontrol etmeye çalıştıkça daha çok geriliriz. Daha çok gerildikçe daha fazla müdahale etmek isteriz. Daha fazla müdahale ettikçe de kendi merkezimizden uzaklaşırız. Sakin kalma yeteneğimizi, odağımızı, hayallerimize ayırmamız gereken enerjiyi ve en önemlisi kendi iyi hissetme halimizi yavaş yavaş kaybederiz.


Stres her zaman büyük krizlerle gelmez. Bazen çok sessiz gelir. Hayat standardını küçük küçük düşürür. Enerjini azaltır, bakışını daraltır, kararlarını bulanıklaştırır. Seni fark ettirmeden, olmak istediğin o versiyondan uzaklaştırır.


O yüzden bazen insanın kendine sorması gereken soru şudur: Ben gerçekten bir şeyi mi yönetiyorum, yoksa yönetemediğim bir şeyi kontrol etmeye çalışırken kendimi mi tüketiyorum?


Çünkü kontrolü bırakmak umursamamak değildir. Vazgeçmek de değildir. Kontrolü bırakmak, sana ait olmayan alanlardan enerjini geri çağırmaktır. Başkalarının düşüncelerini, tepkilerini, seçimlerini ve davranışlarını onların alanında bırakabilmektir.


“Bırak yapsınlar” demek, pasif kalmak değildir. Aksine, kendi hayatının merkezine geri dönmektir. Her şeye yetişmek, herkesi ikna etmek, her tepkiyi yönetmek ve her sonucu garantiye almak zorunda olmadığını kabul etmektir.


Çünkü senin asıl gücün, başkalarını kontrol etmekte değil; kendi odağını, kendi seçimlerini ve kendi duruşunu yönetebilmektedir.


Bu pazartesi kendine şu soruyu sorabilirsin:


Hayatımda hangi konuyu kontrol etmeye çalışırken, aslında kendimi tüketiyorum?


Belki de yeni haftaya daha fazla tutunarak değil, biraz bırakarak başlama zamanıdır. Hande Kartal


 
 
 

Yorumlar


Günlük Hatırlatmalar

bottom of page