top of page

Özgüven, kendini terk etmemektir!



Özgüven dik durmak mıdır?

Kendine sınırlar koymak mı?

Herkesle fazla iletişime girmemek mi?


Bazen özgüveni dışarıdan görünen bazı davranışlarla karıştırıyoruz. Oysa özgüven, gösterilen bir duruştan çok, insanın kendi içinde kurduğu ilişkiyle ilgilidir.


Bence özgüven, insanın hayatında kendini koyduğu yerde tam ve bütün hissedebilmesidir. Başına gelen her deneyimin, başarılı ya da başarısız olsun, arkasında durabilmesidir. Kendi motivasyonunu, aldığı sonuçlara göre değil; kendine verdiği değere, kendine olan inancına göre ayarlayabilmesidir.


Özgüven, kendini terk etmemektir.


Sonuç istediğin gibi gitmediğinde de kendinden vazgeçmemek…

Bir şey olmadı diye kendi değerini sorgulamamak…

Düştüğünde bile kendine sırtını dönmemek…


Çünkü gerçek özgüven, sadece iyi günlerde kendinden memnun olmak değildir. Asıl özgüven, işler karıştığında da kendi yanında kalabilmektir.


Bu yüzden özgüvenin en önemli göstergelerinden biri, sonuç ne olursa olsun denemeye açık olmaktır. Eyleme geçmeye istekli olmaktır. Hata yapma ihtimaline rağmen hareket edebilmektir. Çünkü kendine güvenen insan bilir ki, bir sonucun kötü olması onun yetersiz olduğu anlamına gelmez.


Burada çok net bir gerçek var:

Sen kendine nasıl davranıyorsan, hayat da sana büyük ölçüde öyle davranıyor.


Kendini sürekli küçümsüyorsan, sınırlarını başkaları çiziyor.

Kendi değerini dışarıdan gelecek onaya bağlıyorsan, hayatını da dış dünyanın tepkilerine göre yaşamaya başlıyorsun.

Ne kadar dışarıya bağımlı yaşarsak, ne kadar onay almak için kendimizi gözlemler ve her ortama göre şekil değiştirirsek, o kadar kendimizden uzaklaşırız.


Ve bir noktadan sonra insan kendine yabancılaşır.


Oysa hepimiz kendi değerimizi kendimiz belirleriz.


Hayatta kendimizi nerede gördüğümüz çok şeyi belirler.

Aile içinde durduğumuz yeri de, iş hayatında bize nasıl davranıldığını da, kurduğumuz ilişkileri de, kazandığımız parayı da…


Çünkü insan kendine hangi gözle bakıyorsa, hayatını da oradan kuruyor.

Kendine oradan yatırım yapıyor.

Kendine oradan bakım veriyor.

Kendine oradan bir çevre seçiyor.

Kendine oradan bir yaşam standardı kuruyor.


Beyin de buna göre çalışıyor. Senin kendinle ilgili verdiğin ipuçlarını topluyor ve buna uygun bir gerçeklik algısı oluşturuyor. Kendini ne kadar kısıtlı tanımlarsan, beynin de hayatını o sınırlar içinde okumaya başlıyor. Algını, dikkatini ve seçimlerini buna göre yönetiyor.


İşte bu yüzden oluş hali çok önemli.

Nasıl olmak istediğini seçmek çok önemli.


Çünkü özgüven, bir gün ansızın gelen bir duygu değil.

Kendinle kurduğun ilişkiyi her gün yeniden seçme biçimin.


Kendine verdiğin değer.

Kendini bırakmama şeklin.

Kendi hayatında kendine biçtiğin yer.


Ve belki de en önemlisi şu:

Özgüven, “Ben başarırım” demekten önce,

“Ne olursa olsun ben kendi yanımda kalırım” diyebilmektir. Hande Kartal

 
 
 

Yorumlar


Günlük Hatırlatmalar

bottom of page