top of page

29 Temmuz: Dönüşümün Sessiz Başlangıcı

Merhaba sevgili dostlar,


Gökyüzü ne söylüyor bilmiyorum ama bugün önemli bir günmüş fakat ben daha çok hayat bugün bana ne hissettiriyor onu düşünüyorum…


İki haftalık yaz arasından sonra yeniden burada olmak gerçekten çok güzel.

Bu hafta biraz dönüşüm üzerine konuşmak istiyorum.


Dönüşmek gerçekten gözümüzde canlandırdığımız gibi, belli bir süre içinde olduğumuzdan tamamen farklı birine dönüşmek mi?

Yoksa dönüşüm, zaten her gün sessizce yaşadığımız ama çoğu zaman fark etmediğimiz bir süreç mi?


Hayat dediğimiz şey bir yolculuk.

Ve yolculuğun doğası gereği hiçbirimiz başladığımız yerde kalmıyoruz. Değişiyoruz, öğreniyoruz, dönüşüyoruz.

Bugün “değişim” ve “dönüşüm” adı altında sayısız yöntem, proje ve vaat görüyoruz. Sanki doğru planı bulduğumuz anda bir mucize gerçekleşecekmiş gibi…

Oysa ben artık dönüşümün çok daha doğal, çok daha sessiz bir süreç olduğuna inanıyorum.

Hayatımıza giren insanlar…

Bulunduğumuz şehirler…

Dinlediğimiz şarkılar…

İzlediğimiz filmler…

Okuduğumuz kitaplar…

Hayran olduğumuz, hatta kendimize rol model seçtiğimiz insanlar…

Hepsi, farkında olsak da olmasak da bize bir şeyler bırakıyor.

Yıllar geçerken biz de onların izleriyle dönüşüyoruz.

Üstelik sadece biz değil…

Bir zamanlar aynı sıraları paylaştığımız, birlikte büyüdüğümüz en yakın arkadaşımız da kendi yolculuğunda değişiyor.

Herkes aynı hayatın içinde ama bambaşka hikâyelerin kahramanı oluyor.

Peki, dönüşüm kendini nerede belli ediyor dersiniz?

Bence cevap dış dünyada değil.

Çünkü dış dünyaya öyle alışıyoruz ki, gördüğümüz her şeyi normal kabul etmeye başlıyoruz.

Ta ki bir gün içimizden o sessiz ama güçlü soru yükselene kadar…

“Peki ben neredeyim?”

“Ben gerçekten ne istiyorum?”

İşte o anda bir şey değişmeye başlıyor.

Çünkü artık oyuna özümüz dahil oluyor.

Yıllardır bizi koruyan, hayata uyum sağlamamızı sağlayan kabuğumuzun içinden gerçek sesimizi ilk kez duymaya başlıyoruz.

Ve bana göre dönüşüm tam da burada başlıyor.

Çünkü dönüşüm, başka biri olmak değildir.

Dönüşüm; yıllardır sessiz kalan özünü yeniden hatırlamaktır.

Ben de bu yolculukta, gerçekten kendim olduğum halimle; öğrenilmiş, alışılmış ve zamanla bana ait sandığım kimlik arasında gidip geldiğim uzun bir dönemden geçtim.

Aslında hâlâ da zaman zaman geçiyorum.

Sonra bir gün kendime çok basit bir soru sordum:


“Hangisi bana daha iyi hissettiriyor?”


Cevap sandığımdan çok daha netti.

Kendime yaklaştığım her an hafifliyordum.

Başkalarının doğrularını yaşamaya çalıştığım her an ise yoruluyordum.

O gün şunu fark ettim:

Beni yoran hayat değildi.

Beni yoran, kendim olmamın önüne koyduğum bahanelerdi.

Durup düşündüm.

Kendimi izledim.

Kendi dünyamı, korkularımı, seçimlerimi ve verdiğim tepkileri…

Ve gördüm ki, insan özüne yaklaştıkça hayat karmaşıklaşmıyor.

Aksine, sadeleşiyor.

Belki dönüşümün en güzel tarafı da bu.

Bir sabah bambaşka biri olarak uyanmıyorsunuz.

Ama bir gün dönüp geriye baktığınızda, aynı olaylara artık aynı insan gibi bakmadığınızı fark ediyorsunuz.

İşte gerçek dönüşüm belki de tam olarak burada saklı.

Peki siz ne düşünüyorsunuz?

Hayat sizi mi dönüştürdü, yoksa bir gün kendinize sorduğunuz tek bir soru mu?

Yorumlarda düşüncelerinizi okumayı çok isterim.

Haftaya yeniden buluşmak dileğiyle.



Hande Kartal

 
 
 

Yorumlar


Günlük Hatırlatmalar

bottom of page