top of page

"Bilmiyorum " diyebilir misin?

4 gün önce
2 dakikada okunur


Her şeyi bilmek zorunda mıyız?


Hayatımızda cevabını bilmediğimiz bir dönem başladığında ilk refleksimiz genellikle cevap bulmaya çalışmak oluyor.


Ne yapacağım?

Nereye gidiyorum?

Doğru karar hangisi?

Bundan sonra ne olacak?


Sanki cevabımız yoksa bir şeyler ters gidiyormuş gibi, korkularımız, kaygılarımız devreye giriyor.


Belirsizliği sevmediğimiz kesin. Çünkü bilmek güven veriyor. Plan yapmak, kontrol etmek, önümüzü görmek istiyoruz. Hatta bazen daha gerçekleşmemiş bir yarının bütün cevaplarını bugünden bulmaya çalışıyoruz.


Ama belki de bizi asıl huzursuz eden belirsizliğin kendisi değil, belirsizliğe güvenememek ve yukarıda da söylediğim kaygılarımız kaynaklı korkularımız.


Çünkü hayatın bazı dönemlerinde gerçekten bilmiyoruz.


Ve belki de bilmemiz gerekmiyor.


Bu, hiçbir şey yapmadan oturup hayatın bizim için bir şeyleri çözmesini beklemek demek değil. Tam tersine; kendi yolculuğumuzda görebildiğimiz kadarını görmek, yapabildiğimiz kadarını yapmak, sorumluluğumuzu almak ama kontrolümüzün bittiği yerde hayatla kavga etmeyi bırakmak demek.

Elinden geleni yaptıktan sonra gerisini biraz da akışına bırakabilmek.İlahi planın tamamını göremediğimizi kabul etmek.


Çünkü biz bulunduğumuz yerden hayatın belki birkaç adımını görebiliyoruz. Sonrasını görememek ise yolun olmadığı anlamına gelmiyor.İşte tam burada sorgulamak benim için başka bir anlam kazanıyor.

Sorgulamak, hayatımızda kusur aramak değil.

Her şeyi masaya yatırıp “Burada yanlış olan ne?” diye dolaşmak hiç değil.

Sorgulamak, önce içeride bir yerde beliren o küçük harekete dikkat etmek.Bazen adını bile koyamadığımız, içimizde kımıl kımıl dolaşan bir enerjiye…

Bir konuşmanın içinde beliriyor.

Bir kararın eşiğinde.

Yıllardır yaptığımız bir şeyi yaparken.

Bir ilişkide, işte, alışkanlıkta ya da kendimizle ilgili çok uzun zamandır doğru kabul ettiğimiz bir düşüncede.

Dışarıdan baktığımızda her şey yolunda bile olabilir.

Ama içeriden bir yer “buraya bir bak” diyordur.

Bence sorgulama tam da orada başlıyor.

Hemen değiştirmekle değil.

Hemen karar vermekle değil.

Hele hemen her şeyi yıkıp yeniden yapmakla hiç değil.

Sadece biraz daha yakından bakmakla.

Ben bu hissi nerede duyuyorum?

Neden tam burada enerjim değişiyor?

Neden burası içimde bir şeyleri hareket ettiriyor?

Bu gerçekten bana ait mi?

Bugünkü benle hâlâ uyumlu mu?

Ruhumla, enerjimle, özümle yan yana geldiğinde nasıl hissettiriyor?


Çünkü bazen zihnimizin yıllardır gayet makul bulduğu bir şey, içimizde artık aynı karşılığı bulmuyor. Ve bunu fark ettiğimiz anda da hemen ne yapacağımızı bilmek zorunda değiliz.


Uyanış o sesi duymaya başlamaksa, sorgulamak o sesin geldiği yere biraz daha yakından bakmaktır.


Sonrası için bütün cevaplara bugün sahip olmak zorunda değiliz.


Belki bize düşen, önümüzde görünen adımı atmak. Yapabileceğimizi yapmak. İçimizden gelen sesi bastırmadan ona kulak vermek.


Ve sonra biraz güvenmek.


Kendi yolculuğumuza, hayatın doğal akışına, ilahi plana…


Çünkü bazen “bilmiyorum” bir eksiklik değildir.Henüz bilmem gereken yerde olmadığımı kabul edebilecek kadar hayata güvenmektir.


Hande Kartal

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Günlük Hatırlatmalar

bottom of page