Kendine Verdiğin Sözleri Neden Tutamıyorsun?

Kendime şu soruyu sordum: "Gerçekten kendime verdiğim sözleri tutamayan biri miyim?" İlk anda cevabım evetti. Sonra durup düşündüm. Hayatıma dönüp baktığımda aslında kendime verdiğim ve tuttuğum onlarca söz olduğunu fark ettim. Bugün bulunduğum nokta da zaten o sözlerin sonucuydu. Demek ki mesele söz tutamamak değildi. Asıl mesele, kendime neden o sözleri verdiğimdi.
Biraz daha düşününce bunun, uzun zamandır farkında bile olmadığım bir eksiklik duygusundan beslendiğini gördüm. İçimdeki o mükemmeliyetçi ama aslında sabotajcı ses, kendim için aldığım en basit kararların bile önüne türlü bahaneler koyuyordu.
Mesela yıllardır klasik bir örnek vardır: "Pazartesi spora başlıyorum." Peki gerçekten hayatım boyunca hiç spor yapmadım mı? Elbette yaptım. Erken kalkıp yürüyüşe çıktığım dönemler de oldu, düzenli spor yaptığım zamanlar da... Ama bazı dönemlerde o pazartesi hiç gelmedi. Çünkü içimdeki ses hemen devreye giriyordu. "Zaten sabahın körü...", "Bugün çok yorgunsun.", "Yaz sıcağında mı yürünür?", "Kışın da hava çok soğuk." Ben de büyük bir rahatlamayla "Haklısın..." deyip diğer tarafa dönüyor ve uyumaya devam ediyordum.
Fakat sonradan fark ettim ki sorun yürüyüş değildi. Sorun, yürüyüşün arkasındaki nedenin bana ait olmamasıydı. Ben "forma girmek istiyorum" diyordum. Ama gerçekten istediğim şey bu muydu? Yoksa sadece formda olmam gerektiğine mi inanıyordum?
Çünkü gün içinde sosyal medyayı açıyoruz. Sabah beşte kalkıp yürüyüş yapanlar, meditasyonunu tamamlayanlar, smoothie’sini hazırlayanlar, cilt bakımını yapanlar, gününü mükemmel planlayanlar... Ve biz, zaten yetiştirmeye çalıştığımız onlarca şeyin arasında bir anda kendimizi eksik hissetmeye başlıyoruz. Sonra dönüp kendimize bir söz veriyoruz: "Tamam. Pazartesi başlıyorum." Ama o söz, çoğu zaman bize ait olmuyor. Başkalarının hayatına bakarken kendi hayatımızı unutuyoruz.
Oysa hepimiz kendi şartlarımızı biliyoruz. Kendi sorumluluklarımızı, kendi önceliklerimizi ve en önemlisi gerçekten ne istediğimizi. Ben buna Self Check-up diyorum. Kendinle dürüstçe oturup hayatına bakabilmek. "Ben bugün nasıl yaşıyorum?", "Neler bana gerçekten iyi geliyor?", "Neler sadece yapmam gerektiğini düşündüğüm şeyler?" Bu soruların cevabı bazen sandığımızdan çok daha fazla şeyi değiştiriyor. Çünkü hedef gerçekten sana ait olduğunda, disiplin de bambaşka bir şeye dönüşüyor.
Mesela bugün bana "Neden yürüyüş yapıyorsun?" diye sorsanız, "Fit görünmek için." cevabını vermem. Ben 60 yaşıma geldiğimde torunlarımla basketbol oynayabilecek kadar sağlıklı olmak istiyorum. Ben yıllar sonra da bedenimin bana yük değil, yol arkadaşı olmasını istiyorum. İşte o zaman sabah yürüyüşü sadece yürüyüş olmaktan çıkıyor. Bir amaca hizmet etmeye başlıyor. Ve insan, gerçekten kendi istediği bir hayat için attığı adımları ertelemiyor.
Dostlar... Belki de mesele kendimize verdiğimiz sözleri neden tutamadığımız değil. Belki de mesele, o sözleri neden verdiğimiz. Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla disiplin değil; kendimize biraz daha dürüst bakabilmek.
Bugün kendinize küçük bir iyilik yapın.
Sessizce oturun ve kendinize şu soruyu sorun: "Ben bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa istediğimi mi sanıyorum?" Belki de değişmesi gereken ilk şey verdiğiniz sözler değildir. Belki de önce, o sözleri kimin adına verdiğinizi fark etmektir. Hande Kartal





Yorumlar