top of page
Sevginin Olduğu Yerde Hayat Genişler

Sevginin Olduğu Yerde Hayat Genişler

21 Eyl
3 dakikada okunur

103 yaşındaki doktor Gladys McGarey’nin bir videosunu izledim. Yaşamı, iyileşmeyi ve sevgiyi öyle güzel anlatıyordu ki söyledikleri üzerine uzun uzun düşündüm.

Aslında hepimizin bildiği ama hayatın telaşı içinde zaman zaman unuttuğu bir gerçeği hatırlatıyordu: Sevgi, yaşamın kaynağıdır.

Ben de sevginin olduğu her yerde genişlemenin olduğuna inanıyorum. Sevgi, dokunduğu her alana anlam katar, derinlik kazandırır ve orada var olan potansiyelin ortaya çıkmasına alan açar.

Bir düşünün…

Sevdiğiniz bir işi yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Yorulursunuz ama o yorgunluğun içinde bile bir tatmin vardır. Çünkü yalnızca bir işi tamamlamıyor, kendinizden bir parçayı da o işe katıyorsunuzdur.

Sevdiğiniz bir insanı dinlerken yalnızca kelimelerini duymazsınız. Sesinin tonunu, sustuğu yerleri, söyleyemediklerini de anlamaya çalışırsınız. Çünkü gerçekten dinlemek, karşımızdakine kendi dünyamızda yer açmaktır.

Bir çocuğa sevgiyle yaklaştığınızda yalnızca onun ihtiyaçlarını karşılamazsınız. Kendini güvende hissedebileceği, hata yapabileceği, keşfedebileceği ve kendi potansiyelini ortaya koyabileceği bir alan yaratırsınız.

Sevgi, hayatın içine böyle yayılır.

Yaptığımız işe, kurduğumuz ilişkilere, söylediğimiz sözlere, hatta kendimize bakışımıza kadar her şeye dokunur.

Ve dokunduğu şeyi yalnızca güzelleştirmekle kalmaz, ona başka bir derinlik kazandırır.

Ancak burada üzerinde durmak istediğim çok önemli bir nokta var.

Sevginin kaynağına ulaşmak için önce kendimizle kurduğumuz ilişkiye bakmamız gerekiyor.

Çünkü kendimize göstermediğimiz anlayışı başkalarına sunmaya çalışırken tükenebiliriz. Kendimize tanımadığımız hata yapma hakkını başkalarına tanımakta zorlanabiliriz. Kendi ihtiyaçlarımızı sürekli görmezden gelirken bir başkasının ihtiyaçlarına yetişmeye çalışmak, zamanla sevgiyi bir yük gibi hissetmemize neden olabilir.

Oysa sevgi, kendimizden vazgeçmek değildir.

Kendimizi de içine alarak hayatla bağ kurabilmektir.

Kendi varlığımıza değer vermek, ihtiyaçlarımızı fark etmek, sınırlarımızı tanımak ve gerektiğinde kendimize şefkat gösterebilmek de sevginin bir parçasıdır.

Belki de iyileşmenin içten başlaması tam olarak bununla ilgilidir.

Dışarıdan birilerinin bizi sevmesini, onaylamasını, anlamasını beklerken kendimizle nasıl konuştuğumuzu, kendimize nasıl davrandığımızı ve kendi hayatımızda kendimize ne kadar yer açtığımızı gözden kaçırabiliyoruz.

Gladys McGarey’nin anlattığı bir başka düşünce de beni çok etkiledi.

Karanlıkta elinde bir fenerle yürüdüğünü ve çevrendeki diğer insanların da kendi ışıklarıyla yol almaya çalıştığını hayal et.

Fenerini bir başkasının ışığına doğru tuttuğunda yalnızca onun yolunu aydınlatmış olmazsın. Birlikte daha geniş bir alanı görebilir, birbirinizin yolculuğuna katkıda bulunabilirsiniz.

Ne güzel bir bakış açısı, değil mi?

Bir başkasının hayatına dokunmak için kendi ışığımızdan vazgeçmemiz gerekmiyor. Tam tersine, birbirimize ışık tuttukça önümüzdeki yollar daha görünür hâle geliyor.

Bence sevginin genişletici gücü de tam burada ortaya çıkıyor.

Sevgi paylaşıldığında eksilen bir kaynak değil. Yeni bağlar kurdukça, yeni anlamlar kazandıkça ve hayatın farklı alanlarına yayıldıkça çoğalabilen bir deneyim.

Üstelik sevgi her zaman büyük fedakârlıklarla, büyük sözlerle ya da büyük davranışlarla kendini göstermek zorunda değil.

Birini gerçekten dinlemek, bir insanın başarısına içtenlikle sevinmek, ihtiyaç duyduğunda yanında olmak, bir canlıya şefkat göstermek veya kendimize bugün biraz daha anlayışlı davranmak…

Bunların hepsi sevgiyi yaşamanın farklı yolları.

Ve belki de hayatı dönüştüren şey, sevgiyi yalnızca hissetmek değil, onu günlük seçimlerimizin içine yerleştirebilmektir.

Bugün kendimize şu soruyu sorabiliriz:

Hayatımın hangi alanlarında sevgiden uzaklaşıp yalnızca alışkanlıkla, zorunlulukla ya da beklentilerle hareket ediyorum?

Yaptığım işi, kurduğum ilişkileri, kendime söylediğim sözleri ve hayata yaklaşımımı sevgiyle yeniden ele alsaydım neler değişirdi?

Belki yaptığımız işi değiştirmemiz gerekmiyor, onunla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmemiz gerekiyordur.

Belki daha fazla sevilmeye değil, kendimize daha fazla sevgi göstermeye ihtiyacımız vardır.

Belki de hayatımızda eksik olduğunu düşündüğümüz şey, aslında zaten içimizde var olan ama uzun zamandır kullanmayı unuttuğumuz bir kaynaktır.

Ben sevginin olduğu yerde hayatın genişlediğine inanıyorum.

Çünkü sevgi, yalnızca hayatımıza giren insanlarla aramızda kurduğumuz bir bağ değil; hayatın kendisiyle kurduğumuz ilişkinin de temelidir.

Ve insan, kendi içindeki o kaynağa yeniden ulaşabildiğinde yalnızca kendisi için değil, dokunduğu herkes ve her şey için de yeni bir alan açabilir.

Sevgiyle yaşamak, hayatın bize sunduklarını yalnızca tüketmek değil; varlığımızla ona yeni bir anlam katabilmektir.

Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, hayatımızda daha fazla sevgi aramak değil, zaten var olan sevgiyi nerelerde yaşamayı unuttuğumuzu fark etmektir.


Hande Kartal

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Günlük Hatırlatmalar

bottom of page